Par’ya Davulcusu Faik ile

Merhaba!

Sordum, Cevaplandı köşemizde ilk sohbetimizi Ankaralı deneysel progresif rock grubu Par’yanın davulcusu Faik Demirdilek ile gerçekleştirdik. Aşağıda sohbetimize dahil olabilirsiniz. 🙂

-Kendinden ve Par’ya’dan bahsedebilir misin?

Merhabaaa ben Faik Demirdilek, ODTÜ’de sosyoloji okuyorum ve bu sene 3. sınıftayım. Okulumu ve bölümümü çok seviyorum. Niğde’de doğup büyüdüm ve on senedir davul çalıyorum. Ankara’ya ilk geldiğimde hazırlık öğrencisiyken gruptakiler bir festivalin seçmelerine katılacaklarmış ve davulcuları İstanbul’da olduğu için yardımcı olacak birisini arıyorlardı. O zamanlar okulun müzik topluluğundaydım, bir arkadaşları Whatsapp grubuna yazdı yardımcı olabilecek var mı diye. Ankara’da yeni olduğum ve müzik yapan insanlarla tanışmak istediğim için hemen gönüllü oldum. Prova falan alındıktan sonra ise davulcuları haber vermeden geri gelmiş. Seçmelerde çalamamıştım ancak Eylül gibi gruptan iki üye ayrılmış, grubun solisti ve gitaristi Batu da bana ulaştı. Böylece üniversite 1. sınıfın başlarında gruba girmiş oldum. Bass gitara da Batu’nun arkadaşı Canberk geçti. Çok kısa zamanda kafalarımız ve müzik tarzımız uyuştuğu için iyi anlaştık ve çok yakın arkadaşlar olduk. Par’ya ile progresif ve deneysel rock yapıyoruz. Ben gruba girmeden önce iki şarkılık “Olduğum Gibi” EP’si vardı. Ben gruba girdikten sonra “Kayboluş” adında dört şarkılık bir EP yayınladık. Devamında gelen yaz ise “Girdap” isimli bir single yayınladık. Girdap çıktıktan sonra ilk albümümüz için çalışmalara başladık. Provalarımızda ortaya çıkan besteler ve melodiler üzerine yoğunlaştık. Bu geçtiğimiz yaz 2019’da artık kayıtlara girildi ve 6 Ocak’da da kayıtlar yayınlandı. “Dünyadışı” albümünü yayınlamak bizim için çok özel bir olay oldu ve hala her şarkıyı dinlerken o şarkıların nasıl bestelendiği, yazın sabahlara kadar şarkılarla uğraşmamız, ettiğimiz kavgalar, yaşadığımız heyecan gözümün önüne gelir… Albüm her ne kadar çok depresif ve üzücü olsa da her dinlediğimde içten içe bir mutluluk alıyor beni. 🙂

-Davula olan ilgin nasıl başladı?

Davula 6. sınıfın sonunda Linkin Park etkisiyle başladım diyebilirim. Öncesinde sürekli ve sadece Linkin Park dinliyordum. Dinlerken içinde beni en çok çeken şey hep davul olmuştu. İnternetten sürekli Linkin Park ile ilgili videolar izliyordum, canlı performanslarını izlerken ise hep davulcunun oturduğu o yerde hayal ettim kendimi. Sonrasında karne hediyesi olarak elektronik davul istemiştim ailemden, onlar da aldılar sağolsunlar. O zamanlar Niğde’de davul kursu yoktu, ben evde kendi kendime dinlediğim şarkıları çalmaya çalışarak öğrenmeye çalıştım. Sonrasında liseye geçtiğimde davul dersi açılmıştı birkaç ay oraya gittim. Okuldaki tek davulcu olduğum için okuldaki bütün etkinliklerde hep orkestradaydım. Hatta okulda Karavana adında bir grup kurmuştuk ve üç sene boyunca Vodafone Freezone Liseler Arası Müzik Yarışmasına katıldık. Müzik yönünde asıl zehri ise şöyle bir anımda aldım: 10. sınıftayken müzik öğretmenimiz Barış Ataseven bana Metallica- Unforgiven şarkısına çalışmamı çünkü şarkıyı beraber çalacağımızı söyleyip bir akşam bizim evden beni almaya geldi ve ODTÜ Kolejine gittik. Yanımda elektronik davulumu getirmiştim tabii. Oranın müzik öğretmeni bizi karşıladıktan sonra müzik odasına götürmüştü. Dört müzik öğretmeni, bir doktor ve “ben” akşam müzik odasında müzik yapmak için bir araya gelmiştik resmen. Hep beraber Unforgiven çalmıştık ve çok keyif almıştım. Müzikle ilgili bu insanların arasında kendimi çok değerli hissetmiştim ve devamında da müzik yapma isteğim o akşam doğmuştu aslında.

Par’ya sana ne ifade ediyor?

Par’ya bana kendimi ifade ediyor aslında. Çaldığım davullarla kendi sınırlarımı zorladığımı ve kendimi aktarabildiğimi hissediyorum. Ortaya çıkardığımız müziğin duygusuyla kendimi bağdaştırıyorum. Ayriyeten yaptığımız müziği bir dinleyici olarak da çok beğeniyorum ve seviyorum. Hatta bazen Par’ya dinlerken beni görenler “Nasıl kendini dinliyorsun?” gibi sorular soruyorlar. Ben de şu tarz bir benzetmeyle açıklıyorum hep: Bir yemek yaparken onun lezzetli olması için titizce uğraşırız ve sevdiğimiz şekilde yaparız. Ben de tam aynı şekilde titizce uğraştığımız yemeği yiyorum aslında, neden yemeyeyim ki.:D Bu titizlikle uğraştığımız için ortaya güzel sonuçlar çıktığını düşünüyorum ve çıkan ürünlerden gayet mutluyum.

-Gelecek hedeflerde neler var?

Par’ya’nın daha çok kitlelere ulaşması ve daha çok insanın bizi dinleyip “duygusunu” hissetmesi olabilir. Sürekli üretmek de ayrı bir hedef tabi, provalarda ortaya çıkan besteleri insanlara ulaştırmayı çok istiyoruz. Ne zaman bir beste çıksa hemen tekrardan çok heyecanlanıyoruz ve onunla alakalı yolu da çizmeye çalışıyoruz. Tabii üretim kısmı Türkiye’de zorken gün geçtikçe de zorlaşırken biraz daha rahat üretebilecek bir durumda olmak da ister istemez hedefler arasında. Daha özel ve büyük bir hedef olarak ise Sziget’de çalmak olabilir.

-Okuyanlara iletmek istediğin bir mesaj var mı?

Eğer bu yazıyı okurken Par’ya’yı ilk defa duyduysanız herhangi bir platformdan “Dünyadışı” albümüne bir göz atmanızı isteyebilirim. Dinleyen herkesin seveceğini ve albümde kendinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. Ezel’e de beni davet ettiği için çok teşekkür ederim. 🙂

Instagram: @officialparya https://www.instagram.com/officialparya/?hl=tr

Spotify: Par’ya https://open.spotify.com/artist/0tSOExyk0IGEVTAkkNSeHl?si=lpH8B4EAQk2I4rm3lqMsQw

Facebook: Par’ya https://m.facebook.com/paryaofficial/