Naim’in hissettirdikleri

Türk filmlerini genelde seyretmem ama kuzenlerimle beraber vakit geçirmek için Naim Süleymanoğlu’nun filmine gitmeyi seçtik. Açıkçası film hakkında yüksek beklentilerim yoktu ve efsane halterci hakkında derin bilgi sahibi değildim. Film Bulgaristan’da başlayınca ister istemez akmaya başladı. Henüz canım anneannemi kaybedeli yarım yıl olmuşken Bulgaristan ve orada yaşanan olaylar bana sürekli onu hatırlatıyor. Anneannem, Bulgaristan’ın turistik sayılabilecek Madara kasabasında doğmuş ve altı-yedi yaşlarında ailesi ile beraber Türkiye’ye kaçmış. Naim filmi 80’lerde başladı; orada kalan Türk nüfusunun yaşayışı ve bir süre sonra komünist rejim çıldırınca azınlık halkın zorla ismini değiştirmelerini anlatıyordu Naim’in hikayesiyle bağlantılı olarak. Henüz bilmeyenler ve duymayanlar için film fragmanı (https://www.youtube.com/watch?v=LXiwwS8C0ak). Küçükken bu göç ve kaçış hikayeleriyle büyümüştüm. Anneannemin devamlı aynı hikayeden bahsetmesi, yetmiş- yetmiş beş yıl önce yaşananları hala bütün ayrıntılarıyla hatırlıyor olması bana sıkıcı geliyordu.

O zamanlar bilincinde değildim ancak büyüdükçe bu travmatik hikayenin yoğunluğunu kavrayabiliyorum; insanlar aniden yaşadıkları toprakları terk ediyor, hayatları tehlikedeyken kaçmak zorunda kalıyorlar. Türkiye’de yerleştikleri kasaba ise bir göçmen kasabası, gelen herkes Bulgaristan veya Yunanistan’dan kaçmış. Elde var sıfır, mal mülk geçişi yasak zaten. Kasabanın adı da bu göçenlerden geliyordu; “Yeni-muhacir” yeni gelen göçmen anlamında. Kasaba eskiden Bulgar kasabasıydı, karşılıklı birbirine zarar veriyordu herkes. Bulgar veya Yunanistan olaylarından etkilenen Türkler ise sinirlenip kasaba içindeki kiliseyi yıktılar, içinde papazı ile birlikte. Asıl bu olaydan sonra Bulgarlar’ın korkup kaçtıkları söyleniyor. Hepimizin bu hikayelerle aşinalığı var; Yunanlılar tarafından boğulsun diye denize atılıp can havliyle yüzmeyi öğrenen koca dede veya evleri basılınca bıçaklanan büyük büyük nine… Naim’in hikayesinde birkaç on yıl sonra kalan Türk nüfusunun yaşadıkları gösteriliyordu. İsimleri değiştirilen ve Türkiye’ye kaçması yasaklananlar…

Yüzyıllarca yıl beraber yaşamış hatta birbirine karıştığından çok emin olduğum Balkan milletleri, birbirine karşılıklı zarar vermiş ve acı çeken herkes olmuş. Hatta kardeş kardeş yaşayıp sevenler acı çekmiş en çok… Anneannemizi düşünüp filmi izlerken devamlı ağladık. Orada belki genlerimize geçmiş hatıralar vardı, bizi bugün etkileyen… Film hakkında ipucu vermeyeyim daha fazla ama izlenmeye değer olabilir. Bazı sahneleri milliyetçilik duygularını kabartmaya ve “kahraman” figürler aşılamaya yönelikti. Baş rol oyuncusu Naim’e yakışmıştı ve iyi oynuyordu diyebilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s