NELER OLUYOR HAYATTA

NELER OLUYOR HAYATTA

Umarım herkesin keyfi yerindedir. Biraz iç dökme seansı yapalım mı?

Bazılarınız, (sayıları oldukça az olan bir kısmınız) WordPress’ten takibe alıp yazı bildirimi geldikçe dikkat edip okuyor yazdıklarımı. Bazılarınız, paylaşırsam (bugünlerde sosyal medyadan link atmayarak sadece WordPress içinde paylaşıyorum) Instagram linki filan görüp kısa bir merakla göz gezdiriyor. Bazılarınız, tamamen tesadüfi denk gelip eminim bir yazının sonunu bile getirmiyordur.

Sorun şu ki sevgili okur,

Bu ara karanlık ve durgun bir dönemdeyim. Karanlık, arabesk anlamda bir karanlık değil. Karanlık, kalbimin yolunu kaybedişim… Hayatta hangi yolda gitmem gerektiğinin yolu. Bir türlü hissedemiyorum. Kendimi duyamıyorum. Üretkenliğim de etkileniyor tabii ki. Bazen bir hikaye yazıyorum ama paylaşamıyorum. Elim gitmiyor. Bir yazı fikri geliyor ama devam edip tamamlayamıyorum. İstediklerimi bir türlü anlatamıyorum. Olmuyor. Yazamadıkça tıkanıyorum, anlatmak istediklerimi anlatamayınca boğazım kuruyor sanki. Anlatacak nasıl bir konu olmaz yaa?

Aslında var. Hem de çok var. Ama nereden başlasam bilmiyorum.

Bu durumu kafaya takmam boşuna değil. Lisans senemde son sınıftayım. ODTÜ sosyoloji bölümünde son sınıf…

Lisans hayatımın son senesinin ilk dönemi online eğitim olarak devam ediyor. Son dönem Finlandiya’da Erasmus döneminde mi olacağım/ olmalıyım yoksa ODTÜ’de mi geçireceğim? Geçireceksem canım okulumda fiziksel olarak derslere girebilecek miyim?

Herkes yangından mal kaçırır gibi yüksek lisans başvuruları kovalıyor. Benim bu kadar acelem var mı? Yok! Ayrıca biliyorum ki kendimi yüksek lisans başvuruları kovalayacak kadar hırslı hissetmiyorum. Kariyer dediğimiz basamaklar, lisans -yüksek lisans -hadi doktora bilmem ne zırt diye nefes bile almadan devam etmemeli bence.

Kendime yeni şeyler katmak, kalbimin götürdüğü yolda kendimi geliştirmek istiyorum.

AMA BUNUN NE OLDUĞUNDAN EMİN OLAMIYORUM.

Sosyolojinin sayısız alanlarından birinde akademi mi kassam? Tıpkı lisedeyken hayal ettiğim gibi sosyal psikoloji alanına mı kaysam? Yoksa akademinin kollarından arkamı bile dönmeden çoooookkkk uzaklara kaçıp sivil toplum örgütü mü kovalasam? Her şeyin sosyal medya ve reklam ile döndüğü dijital dünyaya biraz deneyimli olmamdan faydalanıp mı atlasam? Farklı yeteneklerimin üzerinde mi dursam? Haberimin bile olmadığı yeteneklerimi bulmayı mı denesem? Asıl mutluluk para deyip beyaz yakalı mı olsam? Saat 9 akşam 5… Iyyy!

Hep senaryo yazan bir sanatçı olmak istemiştim ama gerçekçi olamayacak kadar sadece uzaktan göründüğü haliyle mi güzel olan bir hayal bu? Piyasa gerçekten kurtlar sofrası diyorlar…

İşte yukarıdaki paragraf aklıma gelenlerden sadece bir kısmı. Manken ol diyen bile var. Yok abi aslında Haluk Bilginer ne demiş bir röportajında “Oyuncu olmak istiyorsanız sosyoloji- psikoloji okuyun. Daha faydalı olur.”

Yumurta kapıya dayandı arkadaşlar. İnanın bu sorunun cevabını yeni düşünmüyorum. Liseden beri bulmaya çalışıyorum. Üniversitede dağcılıktan tutun da kadın haklarını savunan projelerden MUN kulüplerine kadar her şeyi ama her şeyi denedim. Tango bile yaptım. Kürek lisansım var. Yoga derslerinin düzenli öğrencisiydim.

Sonuç olarak hepsini seviyorum. Baktım ki hangi konuya dalsam sorular hep “Kimim ben? Hayat nedir?” demeye gidiyor.

En son canıma tak etti. Her deneme- hikaye yazışımda olay felsefik bir sorgulamaya dönüşmeye başladı. Her yerde bu konuyu yansıtacağına açık açık paylaş kızım dedim kendime.

Buyurun, durum bu. Birazcık da olsa yazmak rahatlattı beni, ama ne olacağım ben arkadaşlar? Tüm bu kararsızlık ve yıllardan beri yol bulma telaşının ardında “Herkesin yaşama geliş amacı farklıdır. Dünyaya bir şey sunmalıdır.” bakış açısı da yatıyor olabilir.

Bu cümleyi nereden duymuşsam inanç olarak bilinçaltıma yerleşti. Belki de öyle bir şey yoktur başımıza bela almışızdır. :((((

Herkese kolay gelsin, umarım aranızda kararlı ve kendinden emin olanlarınız vardır. Sizin de başka dertleriniz var biliyorum.

Güzel günler göreceğiz, güneşli günler…

Ezel

“NELER OLUYOR HAYATTA” için 4 cevap

  1. Belki de dediğin gibi arada soluklanmak en mantıklısı. Bir şeyler için acele edip, mutsuz olacağın bir karar vermektense, biraz beklemenin kime ne zararı var?

    Beğen

    • Zamanı boşa harcama düşüncesi beni rahatsız ediyor. E birde insan ergenlik yıllarından beri ne olmalıyım sorusu üzerine düşününce, artık karar vermiş olup adım atmayı umuyor…

      Beğen

      • Bir karar verdiysen bunun üstüne gitmek tabii ki mantıklı fakat ortada alınan bir karar yoksa, bir şeyler yapmalıyım diye aceleci davranmamak gerek diye düşünüyorum. Ayrıca zamanının boşa gittiğini düşündüren şey toplumun bizlere dayattığı algılar değil mi sence de? Ya da gerçekten bir karar vermek gerekiyor mu.. ondan ben de emin değilim.

        Liked by 1 kişi

  2. Ben buna biraz denge oyunu gibi bakıyorum. Hayatta kendi yapmak istediklerin ve anlamlı buldukların ile aslında başkaları için de anlamlı olanlar ve onların da ihtiyacı oldukları şeyler. Keyifli aslında bunları sorgulamak sürekli, bu kadar çok opsiyonun olması özellikle. Seçenek olmaması daha ürkütücü geliyor bana.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s